Türkiye Florası

PROJE HAKKINDA DİZİN ANAHTAR SİLSİLE HERBARYUM TERİMLER BİBLİYOGRAFYA YAZIM KURALLARI

Terimler

  1. Betimleyici Sözcükler. Sıfatlar, Zarflar
  2. Organlar
    1. Kök
    2. Gövde
    3. Yaprak
    4. Çiçek ve Meyve Durumları
    5. Çiçek
    6. Meyve
    7. Tohum
    8. Tozlaşma
    9. Üreme
  3. Yaşam Ortamı ve Duruş
  4. Sınıflandırılamayanlar

I- Betimleyici Sözcükler. Sıfatlar, Zarflar
anormal: Biçimi genele (ortalamaya, kurala) uymayan, normal olmayan
latince - abnormis
ingilizce - abnormal
armutsu: Armut şeklinde olan, bir ucu genişçe yuvarlak veya küresel; diğer ucu daha dar, yuvarlak ya da sivrice biçim
latince - pyriformis
ingilizce - pyriform, pear-shaped
baltamsı: Tabanda silindirik olup uca doğru genişleyip yassılaşan etli biçim; bir kenarı kalın ve düz iken karşı kenar yassılaşıp genişleyerek dışbükey ve ince biçim almış
latince - dolabriformis
ingilizce - dolabriform, axe-shaped
bardaksı: Tıpkı bir bardak biçiminde olan; testimsi?ye benzer ancak ağız kısmı dar değildir
latince - cyathiformis
ingilizce - cyathiform
basık: Çökük veya basık şekilde görünüşlü
latince - depressus
ingilizce - depressed
borazansı: Tepesinde yayık tepsi gibi ayası, altında uzunca bir tüpü bulunan borazana benzer yapı (çiçek)
eşanlamlısı - hipokırateriform
latince - hypocrateriformis
ingilizce - hypocrateriform, salver-shaped
borumsu: Borazana benzeyen, bir ucu genişlemiş, içi boş uzun borumsu yapı
latince - tubiformis
ingilizce - tubiform, trumpet-shaped
çansı: Çıngırak veya çana benzeyen çiçek; alt kısmı (az veya çok) birleşik, yukarı doğru lopların geniş tüpsü bir kısımdan yayılarak açılmış biçimi
eşanlamlısı - çıngıraksı, kampanulat
latince - campanulatus
ingilizce - campanulate, bell-shaped
çomaksı: Çubuk, sopa şeklinde olan, tepeye doğru şişkinleşen, genişleyen şekilde
latince - clavatus
ingilizce - clavate
düz: Yüzeyinde girinti çıkıntı olmayan; kıvrımlı, eğik veya engebeli olmayan
latince - planum
ingilizce - plane
eyersi: Eyere benzeyen şekilde olan
latince - selliformis
ingilizce - selliform
fıçımsı: Meyveleri fıçı şeklinde gelişen
latince - cupiformis
ingilizce - barrel-shaped
fincansı: Fincan şeklinde olan
latince - cupullatus
ingilizce - cup-shaped
göbekli: Bir tarafın asimetrik biçimde şişkinleşmesi ya da genişlemesi
eşanlamlısı - ventrikoz
latince - ventricosus
ingilizce - ventricose
hilâlsi: Ayça, hilâl şeklinde olan
latince - lunatus
ingilizce - lunate, crescent-shaped
hörgüçlü: Yapının bir tarafının kambur ya da hörgüç şeklinde şişkin olması
eşanlamlısı - kamburlu
latince - gibbosus
ingilizce - gibbous
hunimsi: Yapının (çiçeğin) dar bir tabandan başlayarak yukarı doğru tedricen genişleyerek huni şeklinde olması
eşanlamlısı - infundibular
latince - infundibularis
ingilizce - infundibular, funnel-shaped
ibikli: Düzensiz bir çıkıntısı olan, miğferin üstündeki çıkıntı gibi
latince - cristatus
ingilizce - crested
içbükey: Düzgün biçimde ortası çukur kenarları çıkık olan
latince - concavus
ingilizce - concave
içiboş: İçi boş silindir şeklinde; ama iki ucu kapalı olan
latince - fistulosus
ingilizce - fistulose, hollow
kabzalı: Genellikle iki kısımlı olup, alt kısmın tutamak, kabza biçiminde olması; örneğin bazı süsen (Iris) ve turnagagası (Geranium) taçyapraklarının alt bölümü
latince - unguiculatus
ingilizce - unguiculate, clawed
kadehsi: Yapının (çiçek örtüsünün) yanardağ ağzı gibi veya kadeh gibi olması
latince - crateriformis
ingilizce - goblet-shaped
kalkansı: Bir yüzey ve ortasında yükselen alçak tümsekçik biçimi (bir kalkan ve ortasındaki tümsek gibi)
latince - umbonatus
ingilizce - umbonate, bossed
kayıksı: Kayık şeklinde olan
latince - navicularis, cymbiformis
ingilizce - navicular, cymbiform, boat-shaped
kesecikli: Bir tarafı torba gibi şişkin olan
latince - saccatus
ingilizce - saccate, bag-shaped
kılcal: Kıl gibi çok ince olan
eşanlamlısı - kapiler
latince - capillaceus
ingilizce - capillary
konik: Ehramî, koni şeklinde
latince - conicus
ingilizce - conical
kubbemsi: Kubbe şeklinde
latince - tholiformis
ingilizce - dome-shaped
külahlı: Tepesinde külah şeklinde yapısı olan
eşanlamlısı - kukullat
latince - cucullatus
ingilizce - hooded
küremsi: Düzgün küre şeklinde, küresel
latince - globosus
ingilizce - globose, sphaerical, sphaeroidal
mekiksi: Ortası şişkin ve iki uca doğru daralıp sivrilmiş, mekik şeklinde
latince - fusiformis
ingilizce - fusiform, spindle-shaped
mememsi: İri bir memeye benzeyen biçim
latince - mammosus
ingilizce - mammous
merceksi: Mercimek şeklinde, iki yüzü dış bükey olan bir mercek şeklinde
latince - lentiformis, lenticularis
ingilizce - lentiform, lenticular
miğfersi: Başlık, kukuleta veya miğfer biçiminde olan
eşanlamlısı - galeat
latince - galeatus
ingilizce - galeate, helmet-shaped
nalsı: At nalı şeklinde
latince - hippocrepiformis
ingilizce - hippocrepiform, horseshoe-shaped
normal: Biçimi genele (ortalamaya, kurala) uyan, farklılık taşımayan
latince - normalis
ingilizce - normal
oluksu: Kanal veya oluk şeklinde yapı
eşanlamlısı - kanalsı, kanalikulat
latince - canaliculatus
ingilizce - canaliculate, channeled
omurgalı: Oluk biçiminde, ancak sırt kısmı kayık omurgası gibi çıkıntılı yapı
eşanlamlısı - karinat
latince - carinatus
ingilizce - carinate, keeled
s şeklinde: S harfi şeklinde kıvrık olan
eşanlamlısı - sigmoyit
latince - sigmoideus
ingilizce - sigmoid
salyangozsu: Salyangoz kabuğu şeklinde bükülmüş
latince - cochleatus
ingilizce - cochleate
silindirik: Üstüvane, alt ve üst kısımları eşit çapta olan sütun biçiminde uzun şekil
latince - teres, cylindiraceus
ingilizce - terete, cylindrical
solucansı: Kurtçuksu, küçük kurtlara benzer şekilde silindirik, ama sık aralıklı hafif boğumlu ve kabarcıklı
latince - vermiculatus
ingilizce - vermiculate
tabaksı: Yemek tabağı biçiminde olan yapı (çiçek); tüp kısmı kısadır, taç tabak gibi yayılır
eşanlamlısı - rotat
latince - rotatus
ingilizce - rotate
tablamsı: Tablaya benzeyen, disk şeklinde olan
latince - discoideus
ingilizce - discoid
tepsimsi: Tepsiye benzer biçimde kenarları yüksek geniş tabla
latince - scutatus, scutiformis
ingilizce - scutate, buckler-shaped
terliksi: Çiçeği ayakkabı ya da terlik biçiminde olan
latince - calceolatus, calceiformis
ingilizce - calceolate
tesbihsi: Tespih, boncuk dizisi şeklinde
eşanlamlısı - toruloz, moniliform
latince - moniliformis, torulosus
ingilizce - moniliform, torulose
testimsi: Çiçeğin, taban kısmı şişkin, ağzı dar bir testi biçiminde olması
eşanlamlısı - urseolat
latince - urceolatus
ingilizce - urceolate, urn-shaped
topaçsı: Topaç şeklinde, ters koni şeklinde
latince - turbinatus
ingilizce - turbinate
toynaksı: Toynak, yani at tırnağı şeklinde olan
latince - ungulatus
ingilizce - hoof-shaped
turpsu: Turp gibi şişkin şekilde olan
latince - napiformis
ingilizce - napiform
üç-köşeli: Kesiti üçgen biçiminde olan
latince - deltoides
ingilizce - deltoid
uzamış: Boyu eninden uzun
latince - elongatus
ingilizce - elongate
yapraksı: Yaprağa benzeyen doku ve yapıda
latince - foliaceus
ingilizce - foliaceus
yassı: İki taraftan sıkıştırılarak yassılaşmış
latince - compressus
ingilizce - compressed, flattened
yaysı: Yay (ok atmaya yarayan) gibi kıvrık
latince - arcuatus
ingilizce - arcuate
yuvarlak: Çember gibi dairemsi
latince - circularis
ingilizce - circular
baklavamsı: Baklava dilimi şeklinde, eşkenar dörtgen
latince - rhombeus, rhomboideus
ingilizce - rhomboid
bizsi: Biz şeklinde, genişçe bir tabandan çok ince bir uca doğru daralan
eşanlamlısı - subulat
latince - subulatus
ingilizce - subulate
böbreksi: Böbrek şeklinde düzlem, uçları yuvarlak, kalın hilâle benzer
eşanlamlısı - reniform
latince - reniformis
ingilizce - reniform
dairesel: Dairesel, çember şeklinde olan düzlem
eşanlamlısı - orbikular
latince - orbiculatus, orbicularis
ingilizce - orbicular, orbiculate
dikdörtgensi: Köşeleri yuvarlak dikdörtgen biçiminde
eşanlamlısı - oblong
latince - oblongus
ingilizce - oblong
dilsi: Dil şeklinde, dile benzer
latince - linguatus
ingilizce - linguate
eliptik: Elips biçiminde düzlem
latince - ellipticus
ingilizce - elliptic, elliptical
hilâlsi: Ayça, hilâl şeklinde
latince - lunatus
ingilizce - lunate, crescent-shaped
iğnemsi: İbreye veya iğneye benzeyen, dar bir tabandan çok ince bir uca doğru incelen biçimi olan
eşanlamlısı - ibremsi, aseroz, asikulat
latince - acerosus, aciculatus
ingilizce - acerose, aciculate
ipliksi: İplik şeklinde çok ince
eşanlamlısı - filiform
latince - filiformis
ingilizce - filiform
kaşıksı: Kaşık, sıpatül şeklinde
latince - spatulatus
ingilizce - spatulate
kemansı: Keman biçimindeki düzlemsel şekil
eşanlamlısı - pandurat
latince - panduratus
ingilizce - pandurate, panduriform
kılıçsı: Kılıç şeklinde, kenarları paralel, düz ve uzun
latince - ensiformis, gladiatus
ingilizce - ensiform, gladiate
lirat: Keman şeklinde, ancak dar kısmı her iki tarafta tabana doğru oyuklu
eşanlamlısı - ıklığsı
latince - lyratus
ingilizce - lyrate
mızraksı: Mızrak ucu gibi, iki ucu dar ve sivri, ortası geniş düzlem şekil, ancak en geniş yer ortada değil, tabana daha yakın
eşanlamlısı - lanseolat
latince - lanceolatus
ingilizce - lanceolate
oksu: Okbaşı şeklinde
eşanlamlısı - sagitat
latince - sagitatus
ingilizce - sagittate
oraksı: Orak şeklinde olan
latince - falcatus
ingilizce - falcate
şeritsi: Dar ve uzun şerit şeklinde
eşanlamlısı - lineer, kayışsı
latince - linearis, loratus
ingilizce - linear, strap-shaped
tebersi: Taban kısmı hilâl ayça şeklinde, tabanda uçları aşağı doğru yönelmiş eşit uçlu az çok üçgen şeklinde loblu, Türk baltası şeklinde olan
eşanlamlısı - hastat
latince - hastatus
ingilizce - hastate, halberd-shaped
terskonik: Başaşağı koni, ehram şeklinde olan düzlem, ters konik şeklinde
eşanlamlısı - obkanik
latince - obconicus
ingilizce - obconical
tersmızraksı: Mızraksının tersi, en geniş yer uca daha yakın
latince - oblanceolatus
ingilizce - oblanceolate
tersüçgensi: Tersüçgen şeklinde olan
latince - obdeltoides
ingilizce - obdeltoid
tersyumurtamsı: Geniş tarafı üstte yer alan yumurta şeklinde olan düzlem ya da hacimli biçim
eşanlamlısı - obovat
latince - obovatus, obovoideus
ingilizce - obovate, obovoid
tersyüreksi: Başaşağı yürek, kalp şeklinde olan
eşanlamlısı - obkordat
latince - obcordatus
ingilizce - obcordate
üçgensi: Üçgen şeklinde, üç açılı olan düzlem biçim
latince - triangulus, triquetrus
ingilizce - triangular
yelpazemsi: Yelpaze şeklinde olan
latince - flabellatus
ingilizce - flabellate
yumurtamsı: Yumurta şekline benzeyen düzlem ya da hacimli şekil
eşanlamlısı - ovat
latince - ovatus, ovoideus
ingilizce - ovate, ovoid
yuvarlak: Bir daire gibi yuvarlak, dairemsi
latince - rotundus
ingilizce - round
yüreksi: Yürek şeklinde olan düzlem biçim
eşanlamlısı - kalpsi, kordat
latince - cordatus
ingilizce - cordate
az girintili: Ucunda hafif girintisi olan
eşanlamlısı - retüz
latince - retusus
ingilizce - retuse
batıcı: Tedricen sert ve keskin sivri bir uçla biten
latince - pungens
ingilizce - pungent
derin girintili: Uç kısmın ortasında derin girinti ile biten
eşanlamlısı - emarginat
latince - emarginatus
ingilizce - emarginate
gagalı: Gaga gibi çıkıntı ile biten
latince - rostratus
ingilizce - rostrate, beaked
ince uçlu: Sert bir uca doğru yavaşça daralan, incelen
eşanlamlısı - kuspidat, incelici
latince - cuspidatus
ingilizce - cuspidate
kesik: Kesilmiş gibi, birdenbire sonlanan, orta damara dik açılı sonlanan
eşanlamlısı - turunkat
latince - truncatus
ingilizce - truncate
kılçıklı: Aniden sert, düz, bizsi bir uçla biten
eşanlamlısı - aristalı
latince - aristatus
ingilizce - aristate
kılkılçıklı: Tedricen çok ince, uzunca, sivri bir uçla biten
eşanlamlısı - setoz
latince - setosus
ingilizce - setose
kuyruklu: Kuyruk şeklinde uca sahip olan
latince - caudatus
ingilizce - caudate, tailed
küt: Ucu kör olan
eşanlamlısı - kör, obtuz
latince - obtusus
ingilizce - obtuse, blunt
mukronat: Aniden küçük, sivri ve sert bir uçla biten; ortadamarın devamı şeklindedir; aya oluşumuna katılmaz
latince - mucronatus
ingilizce - moucronate
sipsivri: Sivri uca göre gittikçe incelerek daha keskin ve sivri olan uç
eşanlamlısı - aküminat
latince - acuminatus
ingilizce - acuminate, taper-pointed
sivri çıkıntılı: Sivri, küçük bir uca doğru yavaşça sonlanan, mukronattan farklı olarak yaprak ayası da bu çıkıntıya katılır
eşanlamlısı - apikülat
latince - apiculatus
ingilizce - apiculate
sivri: İki kenarı düz çizgi gibi gelip birleşerek oluşan sivri uç
eşanlamlısı - akut
latince - acutus
ingilizce - acute
sülüklü: Helezonî bükülebilen ipliksi bir uçla sonlanan
latince - capreolus, cirrhosus
ingilizce - capreolate, cirrhous
top başlı: Uç kısmında aniden en kalın olan; ucu topuz gibi aniden genişlemiş
eşanlamlısı - kapitat, başlı
latince - capitatus
ingilizce - capitate, headed
üç dişli: Uç kısımda üç dişli olma durumu
latince - tridentatus
ingilizce - tridentate
yuvarlak uçlu: Uç kısmın bir dairenin parçası gibi yuvarlak olması
eşanlamlısı - rotundat
latince - rotundatus
ingilizce - rotundate
daralan: Kenarları tedricen tabana doğru daralan
eşanlamlısı - angustat, attenüat
latince - angustatus, attenuatus
ingilizce - angustate, attenuate, tapering
kamamsı: Tabanı kama şeklinde daralarak biten
eşanlamlısı - küneat
latince - cuneatus
ingilizce - cuneate
kesik: Tabanı kesilmiş gibi birdenbire, orta damara dik açılı sonlanan
eşanlamlısı - turunkat
latince - truncatus
ingilizce - truncate
sitipüllü: Yaprak sapının iki yanında veya tek tarafında bulunan pulsu veya yaprak benzeri yapıları olan
eşanlamlısı - istipüllü
latince - stipulatus
ingilizce - stipulate
sitipülsüz: Sitipülü olmayan
eşanlamlısı - istipülsüz
latince - exstipulatus
ingilizce - exstipulate
kulaksı: Kulak şeklinde, tabanda dışa doğru yuvarlak iki küçük lobu olan
eşanlamlısı - avrikulat
latince - auriculatus
ingilizce - auriculate
oksu: Okbaşı şeklinde, tabana doğru tedrici olarak genişleyen, iki dik ve düz lobu olan
eşanlamlısı - sagitat
latince - sagitatus
ingilizce - sagittate
tebersi: Taban kısmı hilâl ayça şeklinde, tabanda uçları dışarı doğru yönelmiş üçgen şeklinde lobları olan
eşanlamlısı - hastat
latince - hastatus
ingilizce - hastate, halberd-shaped
yamuk: Tabanı asimetrik biçimde olan
eşanlamlısı - oblik
latince - obliquus
ingilizce - oblique
yuvarlak tabanlı: Tabanın bir dairenin parçası gibi yuvarlak olması
eşanlamlısı - rotundat
latince - rotundatus
ingilizce - rotundate
az: Lâtince?de ??fidus?, İngilizce?de ??fid? sonekinin karşılığı: ?palmatifidus=az elsi? gibi
latince - -fidus
ingilizce - -fid
derin: Lâtince?de ??sectus?, İngilizce?de ??sect? sonekinin karşılığı: ?palmatisectus = derin elsi? gibi
latince - -sectus
ingilizce - -sect
bölme: Dilimlenmiş ya da parçalara ayrılmış her hangi bir organın herbir parçası
eşanlamlısı - segment
latince - segmentum
ingilizce - segment
az fırfırlı: Kenarın çok az dalgalı bir yapıda olması
latince - repandus
ingilizce - repand
çentikli: Düzenli olarak derin kesiklerle bölünmüş olma
eşanlamlısı - kesik kesik
latince - incisus
ingilizce - incised
derin kesikli: Kenarın derin, düzgün kesilmiş gibi girintilerle bezenmesi ?derin kesikli?de girintiler ?kesik kesik?den daha derindir
eşanlamlısı - lasiniyat
latince - laciniatus
ingilizce - laciniate
dişçikli: Kenarın üçgen biçimli küçük dişlerle sık şekilde bezenmesi
eşanlamlısı - dentikulat
latince - denticulatus
ingilizce - denticulate
dişli: Kenarın üçgen biçimli dişlerle bezenmesi; diş açıları 90 derecedir
eşanlamlısı - dentat
latince - dentatus
ingilizce - dentate, toothed
duble dişli: Kenardaki üçgen biçimli dişlerin tekrar üçgen dişlerle bezeli olması
latince - duplicato-dentatus
ingilizce - double-dentate, bidentate
duble testere dişli: Testere dişlerin tekrar dişli olması
latince - duplicato-serratus
ingilizce - biserrate
dümdüz: Kenarın herhangi bir diş veya benzeri girinti-çıkıntısının olmaması, tamamen düz, tam kenarlı
latince - integer
ingilizce - entire
fırfırlı: Kenarın dalgalı bir yapıda olması
eşanlamlısı - ondüleli
latince - undulatus
ingilizce - undulate
ikidişli: İki tane dişi olan
latince - bidentatus
ingilizce - bidentate
kemirikli: Kemirilmiş gibi düzensiz dişli kenarları olan
eşanlamlısı - eroz
latince - erosus
ingilizce - erose
kütdişçikli: Kenarın küçük küçük kat uçlu yuvarlak dişçiklerle bezeli olması
eşanlamlısı - kırenulat
latince - crenulatus
ingilizce - crenulate
kütdişli: Kenarın küt uçlu, yuvarlak dişlerle bezeli olması
eşanlamlısı - kırenat
latince - crenatus
ingilizce - crenate
lüleli: Kenarın lüle lüle, bukle bukle bezenmesi
latince - crispus
ingilizce - curled
saçaklı: Kenarın düzensiz biçimli çıkıntılarla bezenmesi
eşanlamlısı - fimbriyat
latince - fimbriatus
ingilizce - fimbriate, fringed
taraksı: Kenarın tarak dişleri gibi bezeli olması
eşanlamlısı - pektinat
latince - pectinatus
ingilizce - pectinate
testere dişçikli: Kenarın küçük ve sık testere gibi yatık dişli olması
eşanlamlısı - serrülat
latince - serrulatus
ingilizce - serrulate
testere dişli: Kenarın bir yana yatık, keskin, sivri dişlerle bezeli olması
eşanlamlısı - serrat
latince - serratus
ingilizce - serrate
yılankavî: Kenarın geniş girintilerle bezeli olması
eşanlamlısı - sinuat, girintili
latince - sinuatus
ingilizce - sinuate
ayaksı: Yanal lobları da bölünmüş ayağa benzer parçalı
eşanlamlısı - pedat
latince - pedatus
ingilizce - pedate
az elsi: El biçiminde bölünmüş, ancak bölünme derinliği az
eşanlamlısı - palmatifit
latince - palmatifidus, palmatipartitus
ingilizce - palmatifid, palmatipartite
az teleksi: Teleksi bölünmüş ancak bölünme derinliği az
eşanlamlısı - pinnatifit
latince - pinnatifidus, pinnatipartitus
ingilizce - pinnatifid, pinnatipartite
bir yaprakçıklı: Bileşik bir yaprağın, biri hariç diğer yaprakçıklarının körelmiş olması
latince - unifoliatus
ingilizce - unifoliate
derin elsi: El biçiminde bölünmüş, bölünme derinliği fazla, ama orta damara varmamış
eşanlamlısı - palmatisek
latince - palmatisectus
ingilizce - palmatisect
derin teleksi: Hemen hemen orta damara kadar derin bölünmüş, teleksi düzlem yaprak
eşanlamlısı - pinnatisek
latince - pinnatisectus
ingilizce - pinnatisect
dilimli: Derin şekilde bölmelere, parçalara ayrılmış
latince - dissectus
ingilizce - dissected
elsi loplu: Yaprak el gibi beş loplu; Botanical Latin?de ?palmat? olarak bu tarif edilir
latince - palmatilobatus
ingilizce - palmatilobate
ikiloplu: İki loplu düzlem aya
eşanlamlısı - bilobat
latince - bilobatus
ingilizce - bilobed
loplu: Bölmelere, segmentlere ayrılmış
latince - lobatus
ingilizce - lobed
parmaksı: Derince dilimlenmiş yaprağın bölmeleri parmak gibi dar ve uzun
eşanlamlısı - digitat
latince - digitatus
ingilizce - digitate
çengel dişli: Kenarlar geniş üçgen bölmeli dişli ve dişler geriye tabana doğru yönelmiş
eşanlamlısı - geriyeloplu, runsinat
latince - runcinatus
ingilizce - runcinate
telek loplu: Yüzeyin teleksi biçimde loplu, bölmeli olması
latince - pinnatilobatus
ingilizce - pinnatilobate
az üçlü: Ayanın üç parçaya az derin biçimde dilimlenmesi
eşanlamlısı - tirifid
latince - trifidus
ingilizce - trifid
yırtık: Ayanın derin ve düzensiz, yırtılmış gibi bölünmüş olması; bölünmeler ortadamara varmaz
eşanlamlısı - laserat
latince - laceratus
ingilizce - lacerate
ağaçsı: Ağaç gibi dallı budaklı biçime sahip olan
latince - dendroideus, arboreus
ingilizce - tree-like
basit: Bölünmemiş yaprak veya yüzey (loplanmış olabilir, bölünme sonucu bağımsız alt bölümler oluşmamış)
latince - simplex
ingilizce - simple
bileşik: Çeşitli biçimde dallanmış veya bölünmüş yaprak veya yüzeyler (bölünme derinliği orta damara kadar iner ve ögeler bağımsız birimler gibi gözükür; genellikle öğeler tek bir sapa bağlanır)
latince - compositus
ingilizce - compound
çatalsı: Çatallanarak (genellikle ikiye) dallanan
eşanlamlısı - furkat
latince - furcatus
ingilizce - furcate
çift teleksi: Teleksi bölünmüş bir yüzeyin uç kısmının bir çift telekle bitmesi, uç kısımda bazan bir mukro veya sülük olabilir
eşanlamlısı - paripinnat
latince - paripinnatus
ingilizce - paripinnate, even-pinnate
çift üçlü: İki kere bölünerek bir saptan üç sapçık üzerinde üçer yaprakçık toplamda 9 yaprakçık durumu
eşanlamlısı - biternat
latince - biternatus
ingilizce - biternate
çok-bileşik: Dallanmış veya bölünmüş yaprak veya yüzeyler, genellikle öğelerin sekonder sapları başka saplara onlar da ortak tek bir sapa bağlanır
latince - supracompositus
ingilizce - supradecompound
dallanmamış: Çok az dallı gövdeler
latince - simplex
ingilizce - simple
dallı: Çok sayıda dalı olan; ortak bir eksenden dalların düzenli dik açılarla çıkması
latince - ramosus, brachiatus
ingilizce - brached, brachiate
duble bileşik: Dallanmış veya bölünmüş yaprak veya yüzeyler, genellikle öğelerin sapı başka bir ortak sapa bağlanır
latince - decompositus
ingilizce - decompound
elsi: El biçiminde bölünmüş, bölmeler serbest, ayrı birer parça gibi
eşanlamlısı - palmat
latince - palmatus
ingilizce - palmate
hiç dallanmamış: Hiç dallanmamış gövdeler
latince - simplicissimus
ingilizce - unbranched, quite-simple
ızgaramsı dallı: Izgara kafes şeklinde parankimasını yitirmiş, sadece damarlardan ibaret bir yaprak gibi uçları birleşen yapı
eşanlamlısı - kansellat
latince - cancellatus
ingilizce - cancellate, clathrate
iki teleksi: Yüzeyin iki kere katman halinde telek biçiminde bölünmesi, parçacıklar serbest ve bağımsız gibi gözükür
eşanlamlısı - bipinnat
latince - bipinnatus
ingilizce - bipinnate
iki yaprakçıklı: Ortak sapa bağlanan öğeler yaprakçıklar bir çift; yaprak iki ast yaprakçıklı
latince - bifoliatus, binatus
ingilizce - bifoliate
monopodiyal: Tek eksenli, ana ekseni uçtan devamlı olarak büyüyerek dallanan
latince - monopodialis
ingilizce - monopodial
simpodiyal: Ana eksen uçtan büyümesini durdurur, yan dallar sırasıyla ana eksen durumunu alarak büyüme biçimi; hâkim bir ana eksen yoktur
latince - sympodialis
ingilizce - sympodial
tanecikli: Buğday daneleri gibi küçük düğüm ve yapılara bölünen
latince - granulatus
ingilizce - granulate, granular, granulose
tekteleksi: Teleksi bölünmüş bir yüzeyin uç kısmının bir tek telekle bitmesi
eşanlamlısı - imparipinnat
latince - imparipinnatus
ingilizce - imparipinnate, odd-pinnate
teleksi: Telek tüyüne benzer biçimde bölünerek, ortadamarın iki yanında basit yaprakçık çiftleri taşıyan yaprak biçimi
eşanlamlısı - pinnat
latince - pinnatus
ingilizce - pinnate
üç yaprakçıklı: Ayanın üç yaprakçıktan meydana gelmesi
eşanlamlısı - tirifolyat
latince - trifoliatus
ingilizce - trifoliate
üç teleksi: Aya üç kere, teleksi biçimde tam bölünmüş
eşanlamlısı - tiripinnat
latince - tripinnatus
ingilizce - tripinnate
üçüçlü: Ayanın üç kere üçe tam bölünerek meydana getirdiği yaprak biçimi toplamda 27 yaprakçık
eşanlamlısı - tiriternat
latince - triternatus
ingilizce - triternate
yıldızsı: Ortak bir noktadan yıldıza benzer biçimde dallanan (çoğu durumda tüyler için kullanılır)
latince - stellatus
ingilizce - stellate
adacıklı: Düzensiz veya köşeli alancıklarla bezeli yüzey deseni
latince - areolatus
ingilizce - areolate
ağsı: Düzensiz ağsı bir desenle bezeli yüzey
latince - reticulatus
ingilizce - reticulate
az buruşuk: İnce buruşuk ya da kırışıklarla bezeli yüzey deseni
latince - rugulose
ingilizce - rugulose
benekli: Büyük leke halinde deseni olan
eşanlamlısı - makulat
latince - maculatus
ingilizce - spotted
beneksiz: Beneği veya lekesi olmayan
latince - astictus
ingilizce - unspotted, spotless
buruşuk: Buruşuk ya da kırışıklarla bezeli yüzey deseni
latince - rugosus
ingilizce - rugose, wrinkled
çiğnenmiş: Ağızda çiğnenmiş görünüşlü deseni olan
latince - ruminatus
ingilizce - ruminate
çilli: Nokta veya beneğe benzer çil şeklinde desenli
latince - punctatus
ingilizce - punctate, dotted
çizgili: Çok sayıda çizgi gibi uzun yapılarla bezeli deseni olan
latince - lineatus
ingilizce - lineate, striate
çıbansı: Çıban biçiminde yara izleri ile bezeli desen
latince - cicatricatus
ingilizce - scarred
çopur: Çok sayıda iri derince çukurlarla bezeli yüzey
latince - lacunosus
ingilizce - lacunose
çukur çukur: Çok sayıda küçük sığ çukurlarla bezeli yüzey
latince - scrobiculatus, foveolatus
ingilizce - foveolate, pitted
damalı: Mozaik veya damalı görünüşlü
latince - tessellatus
ingilizce - tessellate
damla benekli: Damla şeklinde lekeli deseni olan
latince - guttatus
ingilizce - guttate
delik deşik: Çok sayıda deliksi yapı ile bezenmiş deseni olan
eşanlamlısı - poroz
latince - porosus
ingilizce - porous
halkalı: Halka biçiminde çıkıntılı veya çukur bir yapı ile çevrilmiş şey
eşanlamlısı - yüzüklü, annulat
latince - annulatus
ingilizce - annulate, ringed
kabarcıklı: Kabarcık veya fiske şeklinde yapılarla bezenmiş desen
eşanlamlısı - fiskeli, pustulât
latince - pustulatus
ingilizce - pustulate
kovuk kovuk: Çok sayıda iri kovuklarla bezenmiş desen
eşanlamlısı - kavernoz
latince - cavernosus
ingilizce - cavernous
lekeli: Yüzeyi çeşitli büyüklükte leke gibi düzensiz beneklerle bezeli olan
latince - sphacelatus, maculatus
ingilizce - speckled
oluk oluk: Çok sayıda oluk ile bezeli desen
oluklu: Bir oluğu olan
eşanlamlısı - sulkat
latince - sulcatus
ingilizce - sulcate, furrowed, grooved
pencereli: Pencere gibi açıklıkları olan yüzey
latince - fenestralis, fenestratus
ingilizce - fenestrate
peteksi: Bal peteği şeklinde çukurlarla bezeli
latince - alveolatus, favosus
ingilizce - alveolate, honeycombed
süzgeçli: Düzensiz biçimde delik delik görünen yüzey deseni
latince - perforatus
ingilizce - perforate
yağ kanallı: İçi reçine veya yağ dolu kanal(lar)la bezeli deseni ve görüntüsü (çoğu maydanozgil [Apiaceae] meyvası gibi)
eşanlamlısı - vittalı
latince - vittatus
ingilizce - vittate
yivli: Çizgili gibi, ama çizgi yerine uzunluğuna girintili yivleri olan; girintiler olukludaki gibi derin ve geniş değil
latince - striatus
ingilizce - striate
tüy örtüsü: Bir organın yüzeyindeki tüy ve benzeri uzantıların sıklığı, biçimi ile şekillenen kaplama
eşanlamlısı - indumentum, kaplama
latince - indumentus
ingilizce - indumentum, hair-covering
az pürüzlü: Az miktarda kısa, sert ve dik çıkıntılarla kaplı yüzey
latince - scabridus
ingilizce - scabrid, scabrous, roughish
cılız tüylü: Yumuşak dik ve uzunca cılız tüylerle kaplı
eşanlamlısı - piloz
latince - pilosus
ingilizce - pilose
çapa tüylü: Çapa biçimli tüylerle kaplı
latince - glochidiatus
ingilizce - glochidiate
çatal tüylü: İki ucu olan çatalsı tüylerle kaplı
eşanlamlısı - bifurkat
latince - bifurcatus
ingilizce - bifurcate
çengel tüylü: Çengel veya kanca şeklinde kıvrılmış tüylerle kaplı
eşanlamlısı - kancalı
latince - hamotus, hamosus
ingilizce - hamate, hooked
çıplak: Herhangi bir şeyle kaplı olmayan, üzerinde tüy, hav veya ülger olmayan yüzey
latince - glabratus, nudus, denudatus
ingilizce - glabrous, hairless, naked
dallı tüylü: Ağaca ya da şamdana benzeyen dallı budaklı tüylerle kaplı yüzey
diken diken: Çok sayıda dikensi yapıyla kaplı yüzey
eşanlamlısı - sipinoz
latince - spinosus
ingilizce - spinose, spiny
dikencikli: Çok sayıda küçük veya kısa dikenciklerle kaplı yüzey
eşanlamlısı - sipinüloz
latince - spinulosus
ingilizce - spinulose
dikenli: Kalın dikenlerle kaplı yüzey
latince - aculeatus
ingilizce - aculeate
dikensiz: Diken şeklinde çıkıntısı olmayan yüzey
latince - inermis
ingilizce - unarmed
havlı: İnce ve kısa tüylerle kaplı (havlu gibi)
eşanlamlısı - pübesent
latince - pubescens
ingilizce - pubescent, downy
ince pürüzlü: Daha ince, sert ve kısa çıkıntı ve pürüzlerle kaplı yüzey (?pürüzlü?de çıkıntılar daha kaba dokunma hissi verir)
latince - scabridulus
ingilizce - scabridulous
ipeksi: Uzun, düzgün, parlak yatık yumuşak tüylerle kaplı yüzey
latince - sericeus
ingilizce - sericeous, silky
kaba pürüzlü: Çok sayıda sivri çıkıntı ile bezeli desen
latince - muricatus
ingilizce - muricate
kaba tüylü: Sık, kısa, kalınca, dokunulduğunda kaba biçimde hissedilen tüylerle kaplı
latince - tomentosus
ingilizce - tomentose
kadifemsi: Kadifeye benzer şekilde tüy şekli
eşanlamlısı - kadife tüylü
latince - velutinus
ingilizce - velutinous, velvety
keçe tüylü: Zamanla demet demet dökülen, keçe gibi sık karışık tüylerle kaplı yüzey
latince - floccosus
ingilizce - floccose
kepekli: Küçük, yuvarlak, yassı veya şekilsiz yapılarla kaplı gibi yüzey
eşanlamlısı - pullu
latince - squamosus
ingilizce - squamulose, scaly
kirpikçikli: Kirpik tüyleri daha kısa olan ?kirpiksi? tüylenme
latince - ciliolatus
ingilizce - ciliolate
kirpikli: Kenarın kirpik gibi tüylerle kaplı olması
eşanlamlısı - siliyat
latince - ciliatus
ingilizce - ciliate
kıllı: Uzun, sert, kılsı tüylerle kaplı
eşanlamlısı - hispit
latince - hispidus
ingilizce - hispid, setose
kır tüylü: Çok kısa sık tüylerle kaplı yüzey öyle ki yüzey grimsi beyaz, aklaşmış gibi görünür
latince - incanus
ingilizce - canescent, hoary
kırışık tüylü: Kırışık, kıvrık, lüleli tüylerle kaplı
latince - crispatus
ingilizce - crisped-hairy
kısa havlı: ?Havlı?ya nazaran daha az tüyle kaplı yüzey
eşanlamlısı - püberüloz
latince - puberulous
ingilizce - puberulent
kısa kabatüylü: Yumuşak, ama daha ince ve kısa tüylerle kaplı yüzey
eşanlamlısı - hirtellöz
latince - hirtellus
ingilizce - hirtellous, hirtellate
kısa kıllı: Sert, ama kısa kılsı tüylerle kaplı yüzey
eşanlamlısı - setüloz
latince - setulosus
ingilizce - setulose
kısa sakallı: İnce kısa, sakalsı tüylerle kaplı
latince - barbellatus
ingilizce - barbellate
kirpimsi: Yüzeyin sık dikenciklerle kaplı olup kirpi gibi görünüşü olan
eşanlamlısı - ekinat
latince - echinatus
ingilizce - echinate
örümcekağsı: Örümcek ağı gibi tüylerle kaplı yüzey
eşanlamlısı - araknoyit
latince - arachnoideus
ingilizce - arachnoid, cob-webbed
pilifer: Yumuşak dik tüyler taşıyan
latince - piliferus
ingilizce - piliferous
pürüzlü: Sık kısa, sert ve dik çıkıntılarla kaplı yüzey
latince - scaber, asper, exasperatus
ingilizce - asperous, rough
sakallı: Uzun ince bir demet sakal şeklinde tüyü olan
latince - barbatus
ingilizce - bearded
sitrigoz: Tabanı şişkin, sert, kılçıksı tüylerle kaplı yüzey
latince - strigosus
ingilizce - strigose
sivilceli: Sivilce gibi çıkıntılarla bezeli yüzey şekli
eşanlamlısı - siğilli, kabarcıklı, tüberkülat
latince - verrricosus, tuberculatus, papillosus
ingilizce - tubercled, warty, pimpled
sorguçsu: Kendileri de uzun tüylü olan ince uzun tüylerle kaplı yüzey
eşanlamlısı - pülümoz
latince - plumosus
ingilizce - plumose
tüylü: Az çok yumuşak tüylerle kaplı
eşanlamlısı - hirsut
latince - hirsutus
ingilizce - hirsute
tüysüzce: Az çok çıplaklaşmış yüzey şekli
latince - glabratus
ingilizce - glabrescent
ülgerli: İnce uzun yumuşak tüy şekli
eşanlamlısı - villoz
latince - villosus
ingilizce - villose, villous
yıldız tüylü: Yıldıza benzeyen tüylerle kaplı
eşanlamlısı - sitellat
latince - stellatus
ingilizce - stellate
yünlü: Koyun yünü gibi uzun karışık tüylerle kaplı
eşanlamlısı - lânat
latince - lanatus, lanuginosus
ingilizce - lanate, lanuginose, woolly
aklaşmış: Donuk, beyaz, unsu bir madde ile kaplı gibi görünen yüzey
latince - dealbatus
ingilizce - whitened
az yapışkan: Yüzeyin az bir salgıyla kaplı olması
latince - viscidulus
ingilizce - viscidulous
buğulu: Donuk su damlacıkları ile kaplı gibi görünen yüzey; ?çiyli?ye benzer, ancak çıkıntılar daha donuktur
latince - pruinosus
ingilizce - pruinose, prinate, frosted
cilalı: Cilâlanmış gibi parlak görünen yüzey
latince - laevigatus, politus
ingilizce - polished, glossy
çiyli: (Parankimanın saydam çıkıntılar oluşturması sonucu) çiy düşmüş gibi görünen yüzey
latince - roridus
ingilizce - dewy
donuk: ?Parlak?ın zıttı; parlak olmayan düzgün yüzey
eşanlamlısı - mati opak
latince - opacus, impolitus
ingilizce - opaque
düzgün: Tüyü olmayan yüzey; bkz.: çıplak
latince - glaber
ingilizce - smooth
yağlı: Gıres yağı ile kaplı gibi görünen yüzey
eşanlamlısı - kaygan yağlı, gıresli
latince - unctuosus
ingilizce - greasy
kesecikli: Küçük kese, fiske şeklinde yapılarla kaplı
eşanlamlısı - vesikuloz
latince - vesiculosus
ingilizce - vesiculate
kırık cilalı: Cilâlı gibi, ancak cilâda kırık veya çatlak izlenimi veren çizgiler varmış gibi
latince - splendens
ingilizce - glittering
memecikli: Meme başı gibi çıkıntılarla kaplı yüzey
eşanlamlısı - mamiloz
latince - mammilatus
ingilizce - mammilate
merdivensi: Merdiven şeklinde deseni olan
latince - scalariformis
ingilizce - scalariform
mumlu: Donuk mavimsi yeşil bir mum tabakası ile kaplı gibi görünen yüzey
eşanlamlısı - mavimsi yeşil
latince - glaucus
ingilizce - glaucous, waxy
parlak: Düzgün, pürüzsüz, hatta parlak olan yüzey
latince - nitidus
ingilizce - shining
pürtüklü: Düzensiz küçük tanelere kırılmış gibi veya küçük kabarcık ya da yumrucuk biçiminde görünümlü
latince - grumosus
ingilizce - grumous
pürüzsüz: Çıkıntısı olmayan düzgün yüzey
latince - laevis
ingilizce - smooth
salgılı: Herhangi türde bir salgı ile kaplı yüzey; bkz.: yapış yapış, sümüksü, kaygan yağlı, az yapışkan; zıttı: salgısız
latince - glandulosus
ingilizce - glandular
salgısız: Salgısı olmayan yüzey
latince - eglandulosus
ingilizce - eglandular
sümüksü: Yüzeyin cıvık bir salgıyla kaplı olması
eşanlamlısı - cıvık
latince - mucosus
ingilizce - mucous, slimy
tozlu: Pudrayla kaplı gibi görünen yüzey
eşanlamlısı - pülverulent
latince - pulverulentus
ingilizce - pulverulent, powdery
yapış yapış: Yüzeyin salgıyla kaplı olması
eşanlamlısı - yapışkan
latince - viscidus, glutinosus
ingilizce - viscid
boynuzsu: Sert ve sıkı dokulu, kolayca kesilebilen ancak kırılmayan bir yapı
latince - corneus
ingilizce - horny
derimsi: Karayemiş?in yaprağına benzer biçimde deri gibi bir yapıda olan
latince - coriaceus
ingilizce - coriaceous, leathery
etli: Çok sulu, şişkin ve etli yapıda olan
eşanlamlısı - sukkulent
latince - succulentus, carnosus
ingilizce - succulent, fleshy
gevrek: Sert, ince ve kırılgan bir örtü yapısında olan
eşanlamlısı - kırılgan
latince - crustaceus, fragilis
ingilizce - crustaceous, fragile, brittle
gevşek: Birçok bitkinin özü gibi yumuşak hücresel dokusu olan
latince - laxus
ingilizce - lax, loose
kabuklu: Dışı içinden sert yapıda olan
eşanlamlısı - kaplı, kaplanmış
latince - corticatus
ingilizce - coated
kâğıtsı: Saydam olmayan, kâğıda benzer yapıda olan
latince - papyraceus, chartaceus
ingilizce - papyraceous, papery
kalınlaşmış: Normalinin üzerinde şişkinleşmiş ve kalınlaşmış yapı
latince - incrassatus
ingilizce - incrassate
kemiksi: Kolay kesilemiyen kemiksi yapıda olan, kesilemez ama kırılabilir
latince - osseus
ingilizce - bony
kıkırdaksı: Sert ve sağlam, kıkırdak gibi olan
latince - cartilagineus
ingilizce - cartilaginous
kuruzarsı: İnce, kuru ve yırtılabilir yapıda olan
eşanlamlısı - sıkaryoz
latince - scariosus
ingilizce - scarious
lifli: İpliksi ve lifli bir yapıda olan
eşanlamlısı - fibroz
latince - fibrosus
ingilizce - fibrous
mantarsı: Mantarlaşmış yapı veya görüntüye sahip olan
latince - suberosus
ingilizce - suberous, corky
mumsu: Taze balmumu yapısında olan
latince - ceraceus, cereus
ingilizce - waxy
nasırlı: Sertleşmiş; yapının kalınlaşıp kuvvetlenmesi, sert bir hal alması; bir nasır taşıyan; pekleşmiş
latince - induratus, callosus
ingilizce - indurated, callous
odunsu: Bünyesinde odun bulunduran bir yapıda olan
eşanlamlısı - lignoz
latince - ignosus, ligneus
ingilizce - woody
otsu: Çoğu zarsı bir yaprakta olduğu gibi ince, yeşil ve hücreli yapıda olan
latince - herbaceus
ingilizce - herbaceous
peltemsi: Pelte, jöle yapısında olan
latince - gelatinosus
ingilizce - gelatinous
pörsük: Gevşek, gergin olmayan, kendi başına dik duramayan
latince - flaccidus
ingilizce - flaccid
reçineli: Yapısında reçine içeren
latince - resinaceus
ingilizce - resinous
saydam: Renksiz ve saydam olan
eşanlamlısı - şeffaf
latince - hyalinus
ingilizce - hyaline
süngersi: Yapısı sünger şeklinde olan
latince - spongiosus
ingilizce - spongious, spongy
sütlü: Yapısında sütsü salgı bulunduran
latince - lactarius
ingilizce - laticiferous
unlu: Unla kaplanmış gibi görünen yüzey veya unlu bir yapıda olan
eşanlamlısı - farinoz
latince - farinaceus
ingilizce - farinose, mealy
zarsı: Bir karayosunu yaprağı gibi ince ve yarı saydam
eşanlamlısı - membranöz
latince - membranaceus
ingilizce - membranaceous
alçak: Kıyaslamalı bir sözcüktür; özellikle küçük anlamına gelmez ama diğer türlere oranla ?alçak? denebilir
latince - humilis
ingilizce - low
basık: Geniş, enli ve bodur, yatay büyüyen bitkiler için
latince - depressus
ingilizce - depressed
bodur: boyu enine göre kısa olan, cüce
latince - nanus, pygmaeus, pumilus
ingilizce - dwarf
büyük: Parçaları büyük ve oranlı olan, ?küçük?ün zıtt
latince - magnus
ingilizce - great
çalımlı: Daha fazla ?uzun? gibi
latince - exaltatus
ingilizce - lofty
cüce: ?Bodur? gibi ama daha küçük indirgenmiş bir boyda
latince - pusillus, perpusillus
ingilizce - very small
dev: Uzun, sağlam ve gövdesi oranlı
latince - giganteus
ingilizce - gigantic
küçük: Parçaları küçük ama oranlı olan, ?büyük?ün zıttı
latince - exiguus
ingilizce - little
uzun: Kısımlarından daha uzun bitkiler için kullanılır
latince - elatus, procerus
ingilizce - tall
biryıllık: Aynı yıl içinde tohumdan gelişip meyve verdikten sonra ölen bitki, yaşam döngüsünü bir yıl içerisinde tamamlayan bitki
latince - annuus
ingilizce - annual
çokyıllık: Birkaç veya çok uzun yıllar yaşayan ve heryıl meyve verip üreyen bitki
latince - perennis
ingilizce - perennial
ikiyıllık: Yaşam döngüsünü iki yılda tamamlayan bitki, birinci yıl vejetatif kısımlar, ikinci yıl üretken kısımlar oluşur
latince - biennis
ingilizce - biannual
monokarpik: Meyve verince ölen; ömründe bir kere çiçek açıp meyva veren ve sonrasında ölen
latince - monocarpus, monocarpicus, hapaxanthus, monotocus
ingilizce - monocarpic
policarpik: Ömrü boyunca birçok defa çiçek açıp meyva veren
latince - polycarpicus
ingilizce - polycarpic
dökülücü: (Mevsimin) sonunda düşen
latince - deciduus
ingilizce - deciduous
düşücü: Vaktinden önce, erkenden düşen, dökülen
eşanlamlısı - erken dökülücü
latince - caducus, fugax
ingilizce - caducous, fugacious
herdem yeşil: Birkaç yıl boyunca kışın da yeşil kalan veya uzun süre olduğu gibi kalan
latince - sempervirens
ingilizce - evergreen
inatçı: Bütün kısımlar tamamen olgunlaşana kadar dökülmeyen
eşanlamlısı - kalıcı
latince - persistens
ingilizce - persistent
kalıcı: Kısımları olgunlaşmadan solan veya kuruyan dökülmeyen
latince - marcescens
ingilizce - withering
akşam açılan: Gün ışığında çiçeklerini kapatan, akşam olduğunda açan bitkiler
latince - vespertinus
ingilizce - vespertine
baharda çiçeklenen: İlkbahar aylarında çiçeklenen bitkiler
eşanlamlısı - vernal
latince - vernalis
ingilizce - vernal
geç çiçeklenen: Çiçekler yapraklar tamamen geliştikten sonra açarlar
latince - serotinus
ingilizce - serotinous
gece çiçeklenen: Gece olduğunda çiçeklerini açıp tozlaşan türler
eşanlamlısı - noktürnal
latince - nocturnus
ingilizce - nocturnal
gündüz açılan: Gün ışığında çiçeklenen
eşanlamlısı - diurnal
latince - diurnus
ingilizce - diurnal
histerantus: Çiçek ve yaprakların farklı zamanda gelişmesi
latince - hysteranthus
ingilizce - hysteranthous
önce çiçeklenen: Çiçekler, yaprakların çıkmasından önce açarlar
latince - praecox
ingilizce - precocious
sinantus: Çiçek ve yaprakların aynı zamanda gelişmesi
latince - synanthus
ingilizce - synanthius
alacalı: Karışık renklerde olan
latince - variegatus
ingilizce - variegated
aynı renkli: Her yüzeyi aynı renkte olan
eşanlamlısı - tek renkli
latince - concolorus
ingilizce - concolor
esmerimsi: Kirli, esmer renkte olan
latince - sordidus
ingilizce - sordid
iki renkli: İki ayrı yüzeyi farklı renkte olan
latince - bicolor, dichrous
ingilizce - bilcolored, discolorous
kır: Koyu (genellikle yeşil) zemin üzerinde beyaz tüylerin meydana getirdiği aklaşmış renk
eşanlamlısı - aklaşmış, kırlaşmış
latince - canus, incanus, canescens
ingilizce - hoary
rengârenk: Çeşitli renklerde olan, zamanla renk değiştiren
latince - versicolor
ingilizce - versicolorous
ağsı: Damarlar yaprağın üzerinde ağ şeklinde yayılmış
eşanlamlısı - retikulat
latince - reticulatus, retinervis
ingilizce - reticulate, net-veined
anastomoz: Ana damardan çıkan ara ve yan damarların yaprak kenarında birbirleri ile birleştiği damarlanma
latince - anastomosis
ingilizce - anastomose
birdamarlı: Çoğu yapraktaki gibi çıkıntılı bir damarı olan
latince - uninervis
ingilizce - one-ribbed
damarlı: Çıkıntılı damarları olan
eşanlamlısı - kabartılı
latince - nervosus, nervatus, ostatus, venosus
ingilizce - nerved, ribbed, veined
damarsız: Damar veya kabartı, çıkıntı yoksa ya da gözükmüyorsa
latince - nullinervis, enervis
ingilizce - nulli-nerved, nerveless, veinless
elsi damarlanma: Yan damarların elsi şekilde orta damardan çıkmas
latince - palminervis
ingilizce - palmi-nerved
kamtodrom damarlanma: Geniş bir ayada, orta (ana) damardan çıkan yan damarların paralel olduğu ve yan damarlar arasında bazı ara bağlantıların olduğu damarlanma
eşanlamlısı - geniş paralel damarlanma
latince - campylodromus, camptodrornus
ingilizce - lavender
paralel damarlanma: Bütün yan damarların düz ve paralel olduğu ve uçta birleştiği damarlanma
latince - rectinervis, parallelinervis
ingilizce - parallel-veined, straight-veined
teleksi damarlanma: Yan damarların teleksi şekilde orta damardan çıkması
latince - penninervis
ingilizce - penni-nerved
üç damarlı: Aya üzerinde görünür üç damar varsa
latince - trinervis
ingilizce - three-ribbed
yelpaze damarlanma: Damarların sürekli olarak ikiye çatallanarak yelpaze şeklini aldığı damarlanma (Ginkgo yaprağı gibi)
latince - flabellato-furcatus
ingilizce - flabellate-furcate
katlanma: Yaprakların ve çiçek kısımlarının (çanak ve taç yapraklar) açılmadan önceki, yani tomurcuk içindeki katlanma biçimi (Lâtince?de çiçek kısımlarının katlanma biçimi için ?aestivatio; praefloratio?, yapraklar için ?vernatio; praefoliatio? kullanılır. Esasen farklı organların katlanmalarını betimleyen sözcükler farklı değildir. Türkçe?de durumu en güzel karşılayan sözcük ?katlanma?dır)
eşanlamlısı - estivasyon, vernasyon
latince - vernatio, aestivatio, praefoliatio, praefloratio
ingilizce - vernation, aestivation, praefoliation, praefloration
alta kıvrık: Kenarlar veya yanlar, alta kendi dışına doğru kıvrılmış; ?yarım kıvrık?ın tersi
eşanlamlısı - revolüt
latince - revolutiva, revoluta, revolutus
ingilizce - revolute
az kıvrık: Kenarlar veya yanlar (etek kısımları), aşağı veya yukarı doğru hafifçe kıvrılmış
latince - curvativa
ingilizce - curvative
birbirine katlanmış: İki ayrı yaprağın kenarlar veya yanları, karşılıklı birbirine katlanmış; ?yarım kıvrık?ın tersi
latince - obvolutiva, obvoluta
ingilizce - obvolute
dürülmüş: İki ayrı yaprağın (düzlemin) biri tamamen diğerinin üzerine sarılmış
eşanlamlısı - konvolüt
latince - convolutiva, convoluta, convolutus
ingilizce - convolute
içe dürülmüş: Bir düzlemin (yaprağın) iki kenarından biri içine kıvrılmış ve diğeri de tamamen diğer yarının üzerine sarılmış; ?dürülmüş? ile kıyaslayınız
latince - supervolutiva
ingilizce - supervolute
içe kıvrık: Yaprakların kenarlarının içeri doğru kıvrık olması
latince - volutus
ingilizce - inrolled
içe katlanmış: Çoklu düzlemlerin (yaprakların) her birinin kenarları içe doğru katlanır ve bu kenarların dış yüzeyleri herhangi bir kıvrılma yapmaksızın birbirine değer
latince - induplicativa
ingilizce - induplicate
kılıcına: Organlar katlanmadan paralel biçimde keskin (dar) kenar üzerine sıralanmış, genellikle süsen (Iris) yaprakları gibi diziliş
latince - equitativa, equitans
ingilizce - equitant
kırışık: Yaprak ve benzeri düzlem organlar düzensiz biçimde buruşuk ve kırışık ise
latince - corrugata, corrugativa
ingilizce - corrugated, wrinkled
kıvrık: Kenarlar veya yanlar, kendi içine doğru kıvrılmış
eşanlamlısı - involüt
latince - involutiva, involuta, involutus
ingilizce - involute
pileli: Yüzeyin kendi üzerine çok sayıda katlanmalar yapması
eşanlamlısı - pilikat
latince - plicativa
ingilizce - plicate
uzunluğuna katlanmış: Bir yüzey (yaprak) ortasından katlanmış, her iki yarım düz biçimde
eşanlamlısı - konduplikat
latince - conduplicativa, conduplicata
ingilizce - conduplicate
zembereksi: Yaprak ve benzeri organlar zemberek şeklinde kendi üzerine kıvrılmış
eşanlamlısı - sirsinat
latince - circinnata, circinnatus, gyratus, circinnalis
ingilizce - circinnate
abaksiyal: Eksenden uzağa doğru, uzak olan taraf ile ilgili
eşanlamlısı - merkezkaç, dış yüz, sırtı
latince - abaxialis
ingilizce - abaxial
adaksiyal: Eksene yakın olan taraf ile ilgili, eksene doğru
eşanlamlısı - karın
latince - adaxialis
ingilizce - adaxial
alçalıcı: Dikeyden başlayıp gittikçe yatan
eşanlamlısı - aşağı yönelen
latince - descendens
ingilizce - descending
aşağı kıvrık: Aşağı doğru kıvrılmış olan
eşanlamlısı - defleks
latince - deflexus, declinatus
ingilizce - deflexed, declinate
asık: Bir yapının zayıf yapısından ötürü, kendini taşıyamadığından aşağı doğru asılması
latince - pendulus
ingilizce - pendulous
batık: Su altında yüzen
eşanlamlısı - batık yüzücü
latince - submersus, demersus
ingilizce - submersed, submerged
zigomorf: Sadece bir simetri eksenine sahip olan, bir simetri eksenli
eşanlamlısı - ikiyanlı, bir simetrili
latince - zygomorphus
ingilizce - zygomorphic, zygomorph
burkuk: Kendi etrafında dönmüş olan
eşanlamlısı - resupinat
latince - resupinatus
ingilizce - resupinate
aktinomorf: Çiçeğin çok sayıda simetri ekseni olması
eşanlamlısı - ışınsal simetrili, çok simetrili
latince - actinomorphus
ingilizce - actinomorphic
dik: Yatay ve eğik olmayan, dik olarak yükselen
latince - erectus, arrectus
ingilizce - erect
dikey: Başladığı zemine dik açı oluşturarak yönlenen
latince - verticalis, perpendicularis
ingilizce - vertical, perpendicular
dirsekli: Dirseğe (dize) benzer şekilde kıvrık; gövde tabanda dirsek yaparak yükselir
eşanlamlısı - dizsi, genikulat
latince - geniculatus
ingilizce - geniculate
divergent: Birbirinden uzaklaşan, dışa yönelen
latince - divergens
ingilizce - divergent
dışadönük: Tutunduğu eksenden dışarı doğru, dışarıya yönelik; erkek organların açılan yüzeyinin dışarıya yönelik olması, içedönük ile karşılaştır
latince - extrorsus, anticus
ingilizce - turned outwards, extrorse
doğru : Dalgalı veya eğik olmayan
eşanlamlısı - düz
latince - rectus
ingilizce - straight
dorsientral: Sırt ve karın doğrultusunda
latince - dorsiventralis
ingilizce - dorsiventral
dosdoğru: Hiç bir biçimde dalgalı veya eğik olmayan
eşanlamlısı - dümdüz
latince - strictus
ingilizce - very straight
eğri büğrü: Düzensiz biçimde yer yer eğrilmiş veya bükülmüş
latince - tortuosus
ingilizce - tortuous
enine: Bir şeyin (organın) bir yanından karşı yanına doğru olan
latince - transversalis, transversus, transversarius
ingilizce - transverse, transversely
geri yatan: Dikeyden az veya çok geriye doğru yatan
eşanlamlısı - deklinat
latince - reclinatus, declinatus, inclinatus
ingilizce - reclining, inclining
geriye dönük: Bulunduğu gövdenin tepesinin zıttı yönde geriye veya aşağıya yönelik olan
latince - retrorsus
ingilizce - retrorse
geriye kıvrık: Aniden dışa, geriye doğru kıvrılmış; yersomunu (Cyclamen) taçyapraklarındaki gibi
eşanlamlısı - reflex
latince - reflexus, recurvus, refractus, retroflexus, retrocurvus
ingilizce - reflexed, recurved
helezoni: Yay benzeri sarılan, şişe mantarı açacağına benzeyen
latince - spiralis, anfractuosus
ingilizce - spiral
içedönük: Tutunduğu eksene doğru, içeriye yönelik; erkek organların açılan yüzeyinin içe dönük olması; dışadönük ile karşılaştır
latince - introrsus, posticus
ingilizce - turned inwards, introrse
bilateral: Sadece iki simetri eksenine sahip olan, iki simetri eksenli; örneğin Lahanagiller (Brassicaceae) çiçeği
eşanlamlısı - iki yanlı, iki simetrili
latince - disymmetricus
ingilizce - disymmetrical
kıvrık: Aniden içe doğru kıvrılmış
eşanlamlısı - içe kıvrık
latince - inflexus, curvus, infractus, introflexus, introcurvus
ingilizce - inflexed
sağa doğru: Soldan sağa doğru helezon yaparak, saat yönünde sarılan
latince - dextrorsum
ingilizce - clockwise
sarkık: Bir yapının ekseninden aşağıya doğru az veya çok eğilmesi ve sarkması
latince - cernuus, nutans
ingilizce - drooping, nodding
simetrisiz: Hiçbir simetri ekseni olmayan
eşanlamlısı - asimetrik
latince - asymmetricus
ingilizce - not symmetrical
sola doğru: Sağdan sola doğru helezon yaparak, saatin tersi yönünde sarılan
latince - sinistrorsum
ingilizce - anti-clockwise
sürünücü köklenici: Toprak üzerinde yatık ve düğümlerden köklenen gövdeler
latince - repens, reptans
ingilizce - repent, reptans
tek taraflı: Sapları döndüğünden dolayı parçaları aynı yöne bakan
eşanlamlısı - sekund
latince - secundus, unilateralis
ingilizce - secund, one-sided
ters: Uçları birbirine zıt, ters yönde olan
latince - inversus
ingilizce - inverted
tırmanıcı: Sülük, ek kök gibi organların yardımıyla tutunarak yükselen bitkiler
latince - scandens
ingilizce - clambering, climbing
uzunluğuna: Bir şeyin (organın) altından üstüne doğru olan
latince - longitudinalis
ingilizce - longitudinal, length-wise, longitudinally
yakınlaşan: Tedricen içeri yönelmesi olan, çoğu taçyaprak gibi; erkek organların anterlerin ucuna doğru birbirlerine yaklaşması
latince - connivens
ingilizce - converging, connivent
yamuk: Tabanı asimetrik biçimde olan
eşanlamlısı - oblik
latince - obliquus
ingilizce - oblique
yatay: Zemine paralel olan
eşanlamlısı - ufkî, horizontal
latince - horizontalis
ingilizce - horizontal
sürünücü: Toprak üzerinde yatık, fakat düğümlerden köklenme yapmaz
latince - procumbens, humifusus, prostratus, pronus
ingilizce - procumbent, prostrate
yatık-yükselici: Toprağa yatan ve sonra uçlarından uzayan ve yükselen
eşanlamlısı - dekümbent
latince - decumbens
ingilizce - decumbent
yatık: Yüzey üzerine paralel olarak yatan
latince - adpressus
ingilizce - adpressed
yaygın: Genişçe yayılan; düzensiz biçimde herhangi bir şeyden yaklaşık dik açıyla ayrılan, yayılan, çoğu şeyin dalları gibi
eşanlamlısı - divarikat
latince - diffusus, divaricatus
ingilizce - diffuse, stragling, divaricate
yayık: Yüzeye dik olarak bağlı
latince - patens
ingilizce - patent
yukarı yönlü: Özelikle tüy dizilişinde kullanılan yukarıya yönelen anlamında
latince - antrorsus
ingilizce - antrorse
yükselici: Eğik bir tabandan başlayıp gittikçe yükselen, tedricen dikey hale gelen
latince - ascendens, assurgens
ingilizce - ascending, assurgent
yüzücü: Su üstünde, su yüzeyinde yüzen
latince - natans, fluitans
ingilizce - swimming, floating
zigzaglı: Bir dışa bir içe doğru birkaç kere dönmüş, yönlenmiş
latince - flexuosus
ingilizce - flexuose, zigzagged
ayrık: Erkek organların benzer parçalarının ayrık olması, ?kaynaşık? ile karşılaştır
latince - distinctus, liber, solutus
ingilizce - distinct, separate
dekürent: Bir şeyin bağlanma noktasından aşağı doğru uzaması; yaprak tabanından gövde üzerine doğru uzanan yaprak ayası gibi
latince - decurrens, decursivus
ingilizce - decurrent
sırttan bağlı: Bir şeye sırtından, arkasından bağlı olan
latince - dorsifixus
ingilizce - dorsifixed
eklemli: Bir kısmın diğerine bir eklem, mafsal yoluyla bağlanması
eşanlamlısı - mafsallı
latince - articulatus
ingilizce - articulated, jointed
gövdeyi kısmen saran: Tabanı gövdeyi kısmen saran
latince - semiamplexicaulis
ingilizce - semi-amplexicaule
gövdeyi saran: Tabanı gövdeyi saran; sadece gövdeler için kullanılır
latince - amplexicaulis
ingilizce - amplexicaule
kalkansı: Kalkan gibi sapı ortadan bağlı olan
eşanlamlısı - peltat
latince - peltatus, umblicatus
ingilizce - peltate, umbilicate
kaynaşık: İki karşılıklı yaprağın tabanları birleştiğinde, gövdenin ayayı delip geçiyormuş gibi görünmesi; erkek organların benzer parçalarının birbirine yapışması, ?ayrık? ile kıyasla
eşanlamlısı - konnat
latince - connatus
ingilizce - connate
kınlı: Gövde veya diğer parçaların kendilerine bağlanan tabanlar tarafından sarılması, özellikle Buğdaygillerin yapraksapında olduğu gibi
latince - vaginatus
ingilizce - sheathing, vaginate
oynak: Ortasından hafifçe tutunmuş, dengeli ama ileri geri rahatça oynayabilen
latince - versatilis, oscillatorius
ingilizce - versatile
saplı: Bir şeyin bir sap ile tutunduğu tabandan yükseltilmesi, sapı olma durumu
eşanlamlısı - sitipitat
latince - stipitatus
ingilizce - stipitate
sapsız: Bir sapı olmadan, kendini taşıyan yapıya bağlanan
eşanlamlısı - sesil
latince - sessile
ingilizce - sessile, stalkless
saran: Bir yaprağın karşılıklı tabanları birleştiğinde, gövdenin ayayı delip geçiyormuş gibi görünmesi
eşanlamlısı - perfolyat
latince - perfoliatus
ingilizce - perfoliate
tabandan bağlı: Bir şeyin tabanından bağlı olması
eşanlamlısı - bazifiks
latince - basifixus
ingilizce - basifixed
yapışık: Bir şeyin yüzeyine yapışma veya tutunma; birbirine benzemeyen parçaların birleşmesi, erkek organları taç?a bağlı olması gibi, çok güçlü bir yapışıklık durumu değil
latince - adnatus, annexus
ingilizce - adnate
çiçeksel: Çiçeğe ait, çiçekten çıkan
latince - floralis
ingilizce - floral
en uçtaki: En sondaki
latince - extermum
ingilizce - ultimate
gövdesel: Gövdeden çıkan
latince - caulinus
ingilizce - cauline
içteki: Organların birbirlerine göre içte kalan kısmı
latince - interior
ingilizce - inner
karşısında: Bir şeyin tam karşısında olma (almaşlı olmayan) durumu
latince - anti-
ingilizce - anti-
koltuksal: Koltuktan çıkan
latince - axillaris, alaris
ingilizce - axillary
lateral: Herhangi bir şeyin yan tarafına, yanına bağlanmış, yan ile ilgili
eşanlamlısı - yanal
latince - lateralis
ingilizce - lateral
marginal: Herhangi bir şeyin kenarına bağlanmış, kenarda bulunan
latince - marginalis
ingilizce - marginal
posteriyor: Eksene göre üstte, sonra olan, örn. ikidudaklı bir çiçekte üstteki dudak
eşanlamlısı - üstteki
latince - posterior
ingilizce - posterior
radikal: Kökten çıkan
latince - radicalis
ingilizce - radical
sırtsal: Herhangi bir şeyin sırtına bağlanmış, sırt ile ilgili
eşanlamlısı - dorsal
latince - dorsalis
ingilizce - dorsal
tabanda: Herhangi bir şeyin tabanına bağlanmış; tabanda yer alan
eşanlamlısı - bazal
latince - basilaris
ingilizce - basal
terminal: Bir şeyin ucundan çıkan, eksenin tepesine ait olan
latince - terminalis
ingilizce - terminal
toprakaltı: Toprak altında büyüyen
eşanlamlısı - hipogeal
latince - hypogaeus, subterraneus
ingilizce - hypogeal, subterranean
topraküstü: Toprak üstünde büyüyen
eşanlamlısı - epigeal
latince - epigaeus
ingilizce - epiggeal, epigeous
uçta: Bir şeyin tepesinden, ucundan çıkan
eşanlamlısı - apikal
latince - radicalis
ingilizce - apical
yapraktan: Yapraktan çıkan, yaprağa tutunmuş
latince - epiphyllus, foliaris
ingilizce - epiphyllous
bitişik: İki ayrı veya farklı organın birbirine sıkıca birleşmesi
latince - adhaerens
ingilizce - adherent
almaşlı: Her düğümde bir tane yaprağın yer almasıyla sarmal dizilişi
eşanlamlısı - alternat
latince - alternatus
ingilizce - alternate
aralıklı: Birbirinden uzak ve aralıklı diziliş; kopuk, kesintili, uzak, mesafeli
latince - distans, remotus, rarus, interruptus
ingilizce - distant, remote, interrupted
bileşik: Basitin zıttı; birden çok öğesi ve parçası olan
latince - compositus
ingilizce - compound
çoksıralı: Çok sıralı
latince - multiseriatus
ingilizce - multseriate
dağınık: Dairesel, karşılıklı, üçlü veya almaşlı olmayan düzensiz diziliş
latince - sparsus
ingilizce - scattered
dairesel: Bir düğümde üç ya da daha çok yaprak veya parçanın bulunuşu
eşanlamlısı - halkasal, vertisillat
latince - verticillatus
ingilizce - verticillate, whorled
dekussat: Birbirine dik, zıt çiftler halinde dizilmiş
latince - decussatus
ingilizce - decussate
demetsi: Birçok benzer şeyin ortak bir noktadan çıkması
eşanlamlısı - deste, bağlam
latince - fasciculatus
ingilizce - fascicled
distih: Nesnelerin iki sıra halinde karşılıklı dizilişi
eşanlamlısı - ikili diziliş
latince - distichus, bifarius
ingilizce - distichous
ehrami: Bütün parçaların çıktıktan sonra yukarı doğru hemen hemen birbirlerine paralel olarak gelişmesi, ör: mezarlık servisi
eşanlamlısı - fastigiyat
latince - fastigiatus
ingilizce - fastigiate
iki sıralı: İki sıra üzerine dizili
latince - biseriatus
ingilizce - biseriate
ikiz: Çifter, ya da ikiz olarak büyüyen
eşanlamlısı - didimus
latince - geminatus, duplicatus, didymus
ingilizce - geminate, pair, didymous
ışınsal: Merkezden çevreye yarıçap yönünde ilerleyen
latince - radiatus
ingilizce - radiate
kalabalık: Sık olarak bir araya toplanmış
eşanlamlısı - yoğun, sıkışık
latince - confertus, congestus
ingilizce - conferted, crowded, congested
karışık: Birbirinin içine girip düzensiz biçimde karışmış, kökler gibi
latince - intricatus
ingilizce - intricate, entangled
karşılıklı: Aynı düzlem üzerindeki bazı yapıların, yapraklar ve dalların birbirlerine zıt duruşu; almaşlı ve dekussat ile karşılaştır
latince - oppositus
ingilizce - opposite
kesintisiz: Organların devamlı, sürekli ve aralıksız olması
latince - continuus
ingilizce - continuous, uninterrupted
kiremitvari: Kısımların düzenli biçimde birbiri üzerine binmesi
eşanlamlısı - imbrikat
latince - imbricatus
ingilizce - imbricate
kümelenmiş: Bir araya toplanmış, sıklaşmış, organ ve yapıların bir araya gelmesi
eşanlamlısı - agregat
latince - aggregatus, coacervatus, conglomeratus
ingilizce - clustered
öbeksi: Çok sayıda organın bir araya gelerek oluşturduğu küme
latince - glameratus
ingilizce - glomerate
püsküllü: Bir gövdenin ucunda bir demet yaprağın olması ya da bir organın ucunda bir tutam tüyün bulunması
eşanlamlısı - komoz
latince - comosus
ingilizce - comose
rozetsi: Karşılıklı olmayan parçalar gövdedeki bağlantı yerlerinin birbirine yaklaşmasından dolayı üstüste gelip kiremitvarî görünüşte olması
latince - rosulatus, rosularis
ingilizce - rosulate
sarmal: Bir eksenin etrafında helezonî diziliş
eşanlamlısı - helisel
latince - spiralis
ingilizce - spiral
seyrek: Parçalar veya öğeler eksen üzerinde seyrek ve aralıklı olarak çıkması, bulunması
latince - laxus
ingilizce - lax, loose
sıralı: Sıralar halinde dizilmiş düzgün şekilde takiple peş peşe yerleşme; iki sıralı, üç sıralı gibi gider
latince - serialis
ingilizce - in rows
üçlü: Müşterek bir eksen etrafında zıt olarak yerleşmiş 3 parçası olan
eşanlamlısı - ternat
latince - ternatus, ternus
ingilizce - ternate
yığınsı: Çoğu bitkinin gövdeleri gibi öbek halinde bulunma, öbek biçimindeki yığın
eşanlamlısı - kespitöz
latince - caespitosus
ingilizce - caespitose
ızgaralı: Hücre duvarlarının belirgin, içeriğinin soluk olmasıyla ızgaraya benzer deseni olan
latince - clathratus
ingilizce - clathrate
kabarık çizgili: Çizgili gibi, ama çizgilerin kabarık, çıkıntılı olması
eşanlamlısı - sırtlı
latince - porcatus
ingilizce - ridged
telsi: Tel gibi ince, biraz da eğri büğrü olan
ingilizce - wire-like, wiry
piramitsi: Piramit şeklinde olan, taban kesiti kare veya dikdörtgen
latince - pyramidalis
ingilizce - pyramidal
güzün çiçeklenen: Güz aylarında çiçeklenen bitkiler
eşanlamlısı - sonbaharda çiçeklenen, otomnal
latince - autumnalis
ingilizce - autumnal
yanardöner: Yüzeyin hareket ettikçe çeşidi renklerde parlaması
latince - iridescens
ingilizce - iridescent
dikçe: Hemen hemen dik şekilde yükselen
latince - suberectus
ingilizce - suberect
dolgun: Sık olarak bir araya toplanmış
latince - compactus
ingilizce - compact


ANASAYFA          İLETİŞİM          KAYNAKÇA

Elektronik Türkiye Florası Projesi ANG Vakfı tarafından desteklenmektedir.